Tanrının Yeryüzündeki Gölgeleri –  Ankara Haber

Üçüncü dünya savaşına doğru emin adımlarla bütün insanlık hep beraber kararlı bir şekilde yürüyoruz. Tarihin bugüne dek kaydetmediği korkunç bir yıkım, ufacık bir kıvılcıma bakıyor. Eski dönem savaşlarındaki gibi karşı karşıya gelen ordular olmayacak bu defa. Başladığında karşımızda tek bir düşman askeri bile görmeden şehirlerin kasabaların yok olduğuna şahit olacağız. Çünkü bu kez, çok dehşetengiz bir silahla vuracak insanlık birbirini; “nükleer bomba“. Bu bomba patladığında dünya adeta zamanın geriye doğru akması gibi değişecek. Sadece insan değil, insanın yaşam alanı da yok olacak. Hava, su, toprak öyle bir kirlenecek ki etkisi binlerce yıl silinmeyecek. Belki de insanlık geri dönülemez bir yok oluş sürecine girecek. Umarım olmasın diyeceğim ama bana göre bu çok yakın. Nerden biliyorsun, kahin misin sen? Diye soracak olursanız eğer, yok değilim. Bunun için kahin olmaya falan gerek yok . Kafanızı kaldırıp, ülkelerin başlarında bulunan tiplere şöyle alıcı gözüyle bakarsanız eminim sizde göreceksiniz. Üstelik bugün ` en gelişmiş `diye tabir edilen ülkelerde, akıl hastanesinden çıkmaması gereken bu adamların seçimle geldiklerini de hesaba katarsak, toplumlarında yavaş yavaş bu fikre ısındırıldığını anlayabilirsiniz.

Dünya, tıpkı ikinci dünya savaşında olduğu gibi hastalıklı ruhların kontrolünde… Bilgelikten uzak, her birinin ellerinde kendi kutsal kitapları, ideolojik masallar ya da üstün ırk zırvaları gibi takıntılarla, bir şekilde devletlerin başında zuhur eden bu kutsanmış tiplerin hepsi, birer birer ışıldamaya başladılar. Hemen hemen hepsinin ortak noktası mutlak güç sahibi olabilmek. Binlerce yıldır akan insanlık tarihinin içinde, kendilerinden önceki benzerleri de aynı amaç için kan ve gözyaşından başka bir şey getirmediler. Biliyor musunuz? Son 3500 yılda sadece 230 yıl savaş olmadan geçmiş. Son 300 yılda ise savaşmadan geçirdiğimiz gün sayısı 26 ve son yüzyılda savaşlarda ölen insan sayısı 110 milyon. Küresel ısınmanın getirdiği su ve gıda sorunu, enerji kaynaklarının daralması, aşırı nüfus çıkacak savaşın sebepleri olarak ifade edilse de bence öyle değil. Silahlanma yarışında geçen yıl harcanan para 2.5 trilyon dolar. Bu para, 80 milyonluk ülkemizin, geçen yirmi yılda topladığı vergiye eşit. Yani anlayacağınız daha iyi bir dünya kurmak için değil yıkmak için hazırlanıyoruz. Bu parayla her yıl yeni bir ülke inşa edilebileceğini düşünürsek insan doğasının aslında ne kadar vahşi ve acımasız olduğunu çok net görebiliriz.

Şimdi gelelim tanrının yeryüzündeki gölgelerine. Eski Mısırda firavunlar, tanrıların yeryüzündeki temsilcileri olarak kabul edilirlerdi. Tanrı Ra tarafından seçildiklerini, buna göresöyledikleri her sözün tanrıdan geldiğini savunuyorlardı. İsa’nın “tanrının oğlu“ olduğunu iddia eden Roma İmparatorları da aynı derde müptela idiler. Japon İmparatorları, Rus Çarları, İngiliz ve Fransız kralları, Osmanlı Sultanları ve sayamadığımız diğerleri, farklıcoğrafyalarda olsalar da aynı gölgeler kulübünün üyeleriydiler. Hepsi oluk oluk kanlar akıttılar ve tanrı adına yaptıklarını iddia ettiler. İkinci Dünya Savaşında tek başına 50 milyon insanın ölümüne sebep olan Hitlerin bu gölgenin de ötesine geçtiği kesin.

Tanrının yeryüzündeki gölgesi Amerikan Başkanının, Amerikan füzelerinin Ukrayna’da kullanılmasına izin veren protokolü imzalamasının hemen ardından tanrının diğer gölgesi Rus devlet başkanı Putin de nükleer silah kullanma seviyesini yükselten protokolü imzalayıverdi. Nükleer güce sahip olan diğer ülkeler bir bir saflarını belli etmeye başladılar. Farkında mısınız giderek söylemlerin ve şiddetin dozu artıyor. “Gölgelerin gücü adına, hadi savaşalım “demek üzereler. Etrafımız ateş çemberine dönmüş durumda. Eğer bu gidişata dur diyecek birileri çıkmazsa çok yakın bir dostumun söylediği gibi; perşembenin gelişi çarşambadan değil, taa pazartesiden belli…

  • Related Posts

    Yakın tarihin en kara sayfalarından biri oldu şu Washington ziyareti

    Artık küresel hegemonyayı elinde tutan, tek kutuplu dünyayı dayatan ABD liderliğindeki Batı Blokunun liderleri de bu küresel sistemin dünyaya çok dar geldiğinin farkında… Bugün ne olup bitiyorsa, işte biraz da…

    Ailede eğitimin okul başarısındaki rolü

    Aile eğitimi; aile ocağında verilen eğitimin genellikle okul öncesi ya da ilk çocukluk dönemi eğitimini, ara sıra da eve çakılı kalmış (engelli) öğrencilerin yetiştirilmesi kapsar. Başka bir ifadeyle, Aile ocağında…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir